Mimarlık
mekan tasarlama işidir. İnsanların
yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma,
dinlenme, çalışma, eğlenme gibi eylemlerini
sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekânları,
işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla bağdaştırarak
estetik yaratıcılıkla inşa
etme sanatı; başka bir tanımlamayla, yapıları ve
fiziksel çevreyi tasarlama ve inşa etme sanat ve bilimidir. İnsan
barınmak için yaşamak ve doğa şartlarından
korunmak için bir mekan ihtiyacı duyar
ve bu mekanı kendine özgü kültürel, fonksiyonel
ve farklı zevklerde yaratır.
Yaşam önemlidir, hem de çok önemlidir. Ve
mimarlık, yaşama hizmet eder. İyi mimar olmak için
genelde yaşamı, özelde ise, insanın yaşantısını iyi
tanımak gerekir. Çünkü mimarın yaptığı binaların,
düzenlediği mekanların kaynağında bunlar
vardır.
Son elli yıldır mimarlık mesleği konusunda “Çizim
yapma sanatı” gibi bir yanlış kanaat oluşmuş ,
mimarlık sanatına yardımcı olan ancak çalışma
alanı , tüm yapılarda kullanılan elemanların
malzeme, mukavemet, statik ve dinamik durumlarını ve ekonomisini
inceleyen bilim dalı olan inşaat mühendisliği
ile mimarlık kavramları birbirine karışmıştır.
Mimarlık sanatının kültürel yanını gözardı eden
bu anlayış sonucunda , yüzyıllardır ülkemizin
kimliği ile bütünleşen ve kültürümüzün
ve değerlerimizin en kalıcı kanıtı olan
mimarlık , kimliğini kaybetmiş, kültürel
kimlik sorusu ile bir hesabı bulunmayan egemen yapı kültürü kentlerin
görünür kimliğine damgasını vurmuştur.